top of page
Günümüz Yaşam Koşullarına Özel Evlilik Protokolü

Günümüz Yaşam Koşullarına Özel Evlilik Protokolü

Yazarın fotoğrafı: Kübra Tıbıkoğlu Bahadır
Kübra Tıbıkoğlu Bahadır
5 Eki
3 dakikada okunur

Bu protokolü, evlilik öncesi süreçte çiftlerin birbirlerinin sınırlarını ve sorumluluklarını keşfetmesi, biraz tebessüm ederken düşündürmesi için hazırladım.


Danışmanlık seanslarında karşılaştığım pek çok krizin temelinde tarafların, evliliğin getirdiği gündelik yükleri önceden konuşmamış olması yatıyor. Oysa evlilik, aynı evde yaşamakla birlikte; aynı rutinleri, krizleri ve kararları paylaşma sanatını da içeriyor.


Yüzyıllardır nikâh masalarında tekrarlanan "Hastalıkta ve sağlıkta, iyi günde ve kötü günde, ölüm bizi ayırana dek..." vaadi, kulağa son derece romantik ve ulvi geliyor. Ancak kabul edelim; evliliklerin temelini sarsan şeyler genellikle büyük trajedi veya felaketlerden çok günlük hayatın küçük ama yıpratıcı detayları oluyor.


Dijital çağın getirdiği yeni krizler, ev içi iş bölümünün hassas dengeleri ve çocuk yetiştirme süreçlerindeki görünmeyen yükler karşısında geleneksel yeminler artık miadını doldurmuş durumda. Sizce de değişen yaşam koşullarına yanıt verebilecek, romantizmden ziyade gerçekçi bir evlilik hukuku kuracak daha detaylı, samimi ve dürüst bir yemine ihtiyacımız yok mu?


• "Nasıl olsa evlendik" rahatlığına kapılıp sağlığımı ve ruhumu ihmal etmeyeceğime; hem partnerime saygımı hem de kendi öz saygımı korumak adına aynalara küsmeyip kendime özen göstermeye devam edeceğime,


• Tüm dijital platform şifrelerini ortak mülkiyet kabul edip; eşimin izlediği dizinin algoritmik akışını bozacak şekilde profilini izinsiz kullanmayacağıma,


• Mutfaktan kendime bir içecek veya atıştırmalık almaya giderken, "Sen de bir şey ister misin?" sorusunu sormayı hiçbir zaman ihmal etmeyeceğime,


• "Akşama ne yesek?" sorusuna asla "Fark etmez" deyip, ardından sunulan ilk üç yemek önerisini reddederek pasif-agresif bir kriz çıkarmayacağıma,


• Kaybolduğumuzda veya yanlış yola girdiğimizde navigasyonun suçunu eşime yüklemeyip, "Ben sana o sapağa gir demiştim" cümlesini ömür boyu kullanmayacağıma,


• Kapıya gelen kargoları "Bu zaten önceden sipariş edilmişti" diyerek gizlemeyip, indirim dönemlerinde ev ekonomisini "%50 tasarruf ettik" mantığıyla savunmayacağıma,


• Gecenin bir yarısı yorganı tek tarafıma toplayıp eşimi açıkta bırakmayacağıma; yaz aylarında klimanın derecesini partnerimin biyolojik sınırlarını zorlayacak seviyeye getirmeyeceğime,


• Bulaşık makinesini bir tetris oyunu titizliğiyle dizeceğime; tabakların yönü ve kaşıklığın düzeni konusunda partnerimle çatışmaya girmek yerine onun yerleştirme metodolojisine saygı duyacağıma,


• Kirli çorapları kirli sepetinin tam on santim yanına bırakmayıp sepetin içine atacağıma; "Bu yıkanacak mıydı, giyilmiş miydi?" ikilemi oluşturan sandalye üstü giysi dağlarını periyodik olarak temizleyeceğime,


• Açıkça gözümün önünde duran bir eşyayı üç saniye bakıp bulamadığımda "Bu nerede?" diye bağırmak yerine, çekmeceleri gerçekten iyice arayacağıma ve evdeki kayıp eşya arama sorumluluğunu karşı tarafa yüklemeyeceğime,


• Evdeki erzakın bittiğini veya evin faturasını hatırlama sorumluluğunu tek taraflı olarak eşime yüklemeyip, ona evin "zihinsel yönetim kurulu üyesi" gibi davranmayacağıma,


• Akşam aynı koltukta otururken gözümü saatlerce telefona kilitlemek yerine, eşimin yüzüne bakarak konuşmayı ve "birlikte kaliteli vakit geçirmeyi" tercih edeceğime,


• Sosyal medyada paylaşılacak fotoğraflarda sadece kendimin iyi çıktığı kareleri seçip eşimin gözünün kapalı olduğu fotoğrafları "Çok doğal çıkmışsın" diyerek yüklemeyeceğime,


• Dışarıda veya üçüncü şahısların yanında gerçekleşen tartışmalarda koşulsuz şartsız eşimin tarafını tutup, olayın analizini ve kritik değerlendirmesini yalnızca eve döndüğümüzde baş başayken yapacağıma,


• Aramızda bir tartışma çıktığında günlerce surat asıp "Yok bir şey" diyerek pasif-agresif bir duvar örmeyeceğime; sorunu sağlıklı bir yetişkin gibi konuşarak çözmeye açık olacağıma,


• Kök ailelerimizle ilgili yaşanan fikir ayrılıklarında eşimi 'öteki' hissettirmeyeceğime; aile ziyaretleri ve bayram planlamalarında tarafsız, adil ve koruyucu bir diplomatik denge yürüteceğime,


• Gecenin bir yarısı çocuk ağladığında derin uykudaymış gibi yapıp ölü taklidini sürdürmeyeceğime; "Hafta içi ben çalışıyorum" kozunu gece nöbetlerinden kaçmak için kötüye kullanmayacağıma,


• Veli WhatsApp grubundaki mesajları "Ben anlamıyorum, sen bak" diyerek partnerimin üzerine yıkmayacağıma; maket ödevlerini saat gece 11.00'de hatırlatan çocuğun oluşturduğu krizde eşime destek olacağıma,


• Çocuklara sınır koyarken "Annen/Baban kızar" diyerek partnerimi tek taraflı "kötü polis" ilan etmeyeceğime; ebeveynlik otoritesini ve stratejik ortaklığı çocukların manipülasyonuna karşı kararlılıkla koruyacağıma,


• Çocuklar doğduktan sonra taraflardan birinin tek başına nefes alma hakkını bir lütuf değil, temel bir insan hakkı kabul edip adil bir nöbet değişimi uygulayacağıma,


Söz veriyorum.


Böyle bir sözleşmeye imza atan ve üzerine konuşabilen tüm çiftlere sonsuz mutluluklar dilerim.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page